9 Haziran 2011 Perşembe

Gez(g)i(n) Yorum; Seegrotte & Mayerling / Avusturya

Aslında Seegrotte ve Mayerling öncesindeki durağımız Viyana'ydı ama Viyana'yı hızlı ve baştan savma bir post olarak hazırlamak istemedim , resimler de öyle çokki öncesinde düzene sokmalıyım.O nedenle bugünkü postumda gezimizin Seegrotte ve Mayerling kısmından bahsedeceğim.

NOT: Seegrotte için resim kaynağı yine Google çünkü çekilen tüm fotolarda ya annem ya babam ya da ben varım :) Ama Mayerling fotografları tamamen benim çektiklerimden oluşuyor.

İlk durağımız Seegrotte,burası batı Avurpa'nın en büyük yer altı gölü. Seegrotte'ye gelmeden önce rehberimiz içeride sıcaklığın yaz kış 6-8derece arasında olduğu konusunda bizi uyardı ve  yanımıza mont almamız gerektiği söyledi. (Yanımda getirdiğim 3montun bir amacı olmalıydı,değil mi? 30derece havada insanlar şort ile gezerken biz Orta Avrupa soğuk oluyor diyenlerin gazabına uğrayarak valizlerimizin yarısını montla doldurduk..İşte beklediğim gün,mont giyme vakti!)  

Diğer bir uyarı ise klostrofobisi olanlara yönelikti. İçeride Kapadokya'dakine benzer mağaralar olduğundan ve uzun süre bu mağaraların içinde yürümek gerektiğinden Seegrotte kapalı alan korkusu olanlar için uygun bir yer değil( yıllar önce Kapadokya'da apar topar mağaralardan kendini atan babam dejavu yaşıyor  ve daha 1metre gitmeden koşarak dışarı çıkıyor ,neymiş tarih tekerrürden ibaretmiş! :) ) Mağarada soğukla birlikte bir de mağaranın ilerleyen kısımlarında yoğun bir nem var ki bu da taşların ve kalker benzeri yapıların kayganlaşmasına yol açıyor, düşmemek için dikkatli yürümek gerek.

Seegrotte içerisinde göl bulunan, zamanında içinde işçilerin çalıştığı ama meydana gelen bir patlama sonucunda pek çok işçiye mezar olmuş bir mağara. Her yıl bu işçilerin yakınları toplanıp ölenleri anıyor ve içeride küçük de bir kilise var. Hatta mum yakıp dilek bile dileyebiliyorsunuz. Aynı zamanda Naziler döneminde gizli bir karargah olarak kullanılmış . Dahası içersinde uçak imalatı yapılmış hatta hala bu dönemden kalma uçak parçaları içeride sergileniyor. Mağara  Üç Silahşörlerin çekildiği yer bu nedenle filmle ilgili materyaller de bulunuyor.Bunlardan en önemlisi resimde görülen kano, bu kano ile mağara boyu hayatınızda çıkabileceğiniz en huzurlu yolculuklardan birine çıkıyorsunuz. Hafif bir su sesi, hafif ışıklandırılmış bir mağara,atmosfer harika.Hatta gezinin en keyifli kısmı burası :) 

 Daha sonra büyüleyici manzarası ve harika ormanları ile Mayerlinge geliyoruz. Etrafımızda birbirinden şirin yazlık tipi evler var. Mayerling Av köşkünü görmek üzere Viyana'ya 24 km uzaklıktaki bu kasabaya geliyoruz. Av köşkü ile ilgili beklentimiz çok yüksek çünkü burada acıd dolu bir hikaye ve müthiş yaşanmışlıklar var.

Burası Avusturya Kralı Franz Joseph ve Kraliçe Sisi (ki Sisi'nin hikayesini ayrıca bir post olarak anlatmak istiyorum) tek oğlu ve müstakbel kral Rudolf'un av köşkü.Rudolf babasının aksine son derece liberal ve yenilikçi bir prens. Ailesinin isteği üzerine Belçika prensesi Stephanie ile evlendiriliyor. Ama Joseph'in gönlü 17 yaşındaki barones Mary Vetsera'ya kapılıyor. Bu yasak ilişki kısa sürede Kraliyet içinde duyuluyor ve sonlandırılması isteniyor. Bir hafta sonu av köşküne gelen Rudolf tüm hizmetkarlara izin veriyor ve köşkten gönderiyor. Ertesi gün köşke dönen hizmetkarlar Rudolf ve Vetsera'nın cansız bedenleriyle karşılaşıyor.Tarihe Mayerling Faciası olarak geçen bu olayla ilgili pek çok senaryo var. 

  • Hanedanlık tarafından yapılan resmi açıklamaya göre mental sorunlar yaşayan Rudolf ,sevgilisiyle hiç bir zaman biraraya gelemeyeceğini anlamış,onunla anlaşmış(ahirette buluşuruz mantıgıyla) önce sevgilisini sonra kendini vurarak intihar etmiş.
  • Bir diğer iddia bu ilişkiye onay vermeyen Kral'ın kendi oğlunu öldürttüğü . Yenilikçi akımları destekleyen Rudolf'un kral olmasının babası tarafından istenmediği düşünülüyor.
  • Mary Vetsera'nın hamile olduğu yolda düşük yaptığı ve kanama nedeniyle hayatını kaybettiği bu nedenle de Rudolf'un sevgilisinin acısına dayanamayıp kendini vurduğu söyleniyor.
  • Avusturya-Macaristan İmparatorlugunun güçlenmesini istemeyen Fransızlar tarafından prensin öldürüldüğü de iddilar arasında.Eğer Rudolf öldürülmeseydi şu andaki Avrupa haritasının çok daha farklı olacağı ve 1918'de İmparatorlugun güç kaybedip yıkılmayacağı söylenıyor.(Bir moda bloğunun çöküşü şu an yaşanıyor, bir uluslararası ilişkiler mezunu ve AB yükseklisansı yapmış biri olarak içimdeki siyasi tarihçi bugün ,burada ortaya çıktı sevgili okuyucular!)
  • Daha aykırı bir senaryo daha var ama onu da siz araştırın okuyun artık :) Av köşkünü gezerken sürekli kafanızda bu hikaye dolanıyor,olanları ve senaryoları hayal ediyorsunuz,hangisine inanıcagınız size kalmış.Ben en romantik olan birleşemeyeceklerini anlayınca intihar ettiler senaryosunu seçtim :) Bu arada senaryonuzu oluştırmanız için 3done daha , birincisi Rudolf eşinden özür dileyen ve çok büyük bir hata yaptıgını belirten bir mektup bırakıyor. Ayrıca yapılan otopside Rudolf'un Mary'den saatler sonra öldüğü anlaşılıyor.Üçüncü ve son olarak da orada çalışan hizmetkarlar bir anda ortadan kayboluyor,ne olduğu konusunda kimsenin bir fikri yok,orta ne ölüleri ne dirileri var.
 Av  köşkü şu anda Carmelite rahibelerine ait.Hala burada rahibeler yaşıyor.Mary Vetsera'nın da mezarı burada bulunuyor.Mezar geçen sene çalınmış sonra da bir çöplükte bulunmuş.Resimden de anlaşılacağı gibi biraz hırpalanmış.
Son olarak Mayerling Faciasını konu alan onlarca film ve tiyatro oyunu mevcut.Ben olaydan o kadar etkilendimki geldiğimden beri çeşitli kaynaklardan araştırma yapıyorum :) Eğer sizin de merakınızı cezbettiyse Ömer Şerif ve Catherine Deneuve'nin başrollerini paylaştığı Mayerling filmini öneriyorum.

Biraz uzun bir post oldu,okuyanları sıkmadığımı umuyorum :) Sevgiler !

2 yorum:

makeupwithstyle dedi ki...

Canım az önce bir yorum yazdım ama sanırım kayıt etmeden sildi hain blogspot! :(

Klostrofobi ile ilgili yazdıklarına çok güldüm, bizim ailede de yaygın sayılır! Demek ki bende giremezdim Seegrotte'ye... :P öhöm öhöm!

Bu arada mont konusunda biz de Paris'e giderken Türkiye de havalar çok soğuk diye montlarla, kazaklarla gitmiştik, ama Paris'te hava resmen 27 derece filandı herkes şortla geziyordu! Yanımıza aldığımı 2-3 tişörtle idare etmek zorunda kalmıştık! Çok sinir olmuştum...

Tatlım o kadar güzel ve detaylı anlatmışsın ki, sıkılmak ne demek? İleride inşallah nasip olurda gidersek senin bu yazdıklarının çok faydası olacak! Eline sağlık canım benim...

Your style is your signature dedi ki...

Ahaha tatlım sende mi? :) Valla biz babamı önce ciddiye almadık psikolojiktir falan dedik ama yanımızdaki bir doktor panikatak bu durum dedi sonra sustuk annemle :p

Valla aynen biz de öyle olduk canım,valizlerin resmen yarısı monttu,allahtan son anda bir şort atmıştım! Uzun tuniklerimi de elbise diye giydim durumu biraz kurtardım :)Aynen burda da insanlar şort,askılı,straples,nasıl kızdım kendime!

Çok sevindim begenmene canım arkadasım :) Eğer gidceklere/gitmeyi düşünenlere biraz olsun fikir verebiliyorsam ne güzel :) Çok öpüyorum seni :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...