4 Haziran 2011 Cumartesi

Gez(g)i(n) Yorum; Esztergom / Macaristan

Macaristan'da ikinci durağımız ülkenin Budapeşte'den önceki başkenti olan Esztergom şehri yani bizim bildiğimiz ismiyle Estergon. Şehir Slovakya ve Macaristan'ı birbirine bağlayan bir sınır şehri aynı zamanda da Tuna'nın kıyısında.Üstteki Estergon Bazilikasının Tuna'nın karşı kıyıısndan görülen hali.

Bu Basilika Macaristan'ın Katolik kiliselerinin merkezi ayrıca Macaristan'ın en uzun Basilikası.Ünlü Macar Kralı Istvan yani Almanların St. Stephan'ı burada taç giymiş o nedenle onun adıyla da anılıyor.





Basilikanın girişinde bizi elinde flütü ile birlikte Ortaçağ  kıyafetli  sempatik bir Macar karşıladı :) Sık sık bu bölgelere en çok gelen turistlerin Türk turistler olduğunu duymuştuk.Ondan olsa gerek bizim Türk olduğumuzu anlayan flütlü Macar hemen "Üsküdar'a gideriken" çalmaya başladı.


Son derece şık ve misafirperverce bir davranıştı,çok hoşumuza gitti :) ( İşin garip yanı Prag'da tekne turunda da akordiyoncu aynı şarkıyı çaldı, sanırım Orta Avrupa herkesin aklına Türk diyince bu şarkı geliyor!)
 İçerisi pek çok Katedral gibi büyüleyici , işlemeler ve resimler sizi bir hayal dünyasına götürüyor. Nereye bakıp hangisinin fotoğrafını çekiceğinizi şaşırıyorsunuz :)



 Ludwig Mooser'ın başyapıtı olarak gösterilen Estergon Orgu ise Basilikanın önemli parçalarından biri arasında gösteriliyor.Basilikanın bir tarafını kaplayacak derecede büyük ve gösterişli.

 Yıllardır ismini duyduğumuz Estergon Kalesi'nin görkemli bir kale olmasını beklemiştim.Ama tek görebildiğimiz yıkık dökük surlardı...Malesef kaleden günümüze sadece onlar kalabilmiş.Ama surlara çıktığımızda Tuna ve şehrin kalan kısmı  o kadar güzeldiki kimse kaleyi düşünmedi , herkes panaromik Estergon manzarasının tadını çıkarttı.

Resimdeki köprü Macaristan ve Slovakya'yı birbirine bağlıyor.Macarlar komşularıyla kendi ülkelerini bağlayacak bir köprü yapma ve buraya da sınırı yerleştirme  konusundaki fikirlerini Slovaklara belirtmiş ve bunun ortak bir bütçe ile yapılmasını talep etmiş. Slovaklar bu isteği uzun süre görmezden gelmiş ve para vermemişler , sonunda Macarlar ortak yapımdan ümidi keserek kendi pararlarıyla köprüyü yapmışlar.

Estergon Taç Giyme Anıtı ise Aziz Istvan'ın Estergon'da taç giymesi nedeniyle yapılmış .Istvan Macarların ilk kralı olması nedeniyle Macar tarihinde oldukça önemli bir yere sahip ,halk tarafından çok seviliyor ve ülkenin kurucusu sayılıyor.O nedenle gerek Estergon'da gerekse Macaristan'ın diğer bölgelerine damgasını vurmuş pek çok eserde adı geçiyor.Anıt aslında devasa boyutta  ama kendimi fotograftan kestiğim için gerçek boyutu belli olmuyor :)

3 Haziran 2011 Cuma

Bir Arzu Nesnesi olarak ; Limited Edition Lady Dior Palette


Evet , evet ! Dior'un Limited edition Lady Dior Palette'ine bundan başka bir yakıştırma yapılamaz !Lady Diana için özel üretilen  efsanevi Dior çantasından esinlenerek ortaya çıkan ve motiflerini bu çantadan alan palet 2011 İlkbahar-Yaz koleksiyonlarına damgasını vuran parlak renklere sahip. Sizi bilmem ama ben bunu kullanmaya kıyamam , o kadar güzelki :) Bunu alıp süs eşyası olarak saklamak lazım :) 

Komili Anadolu Kaplıcaları Ladik Cilt Bakım Sabunu

Gezi yazılarının arasına bir adet "sabub" postu sıkıştırmadan edemedim :) Her zaman belirttiğim gibi market ve kozmetik alışverişlerimde neredeyse her zaman denemek üzere çantaya  bir tane de sabun atıyorum. İşte Komili Anadolu Kaplıcaları Ladik Cilt Bakım sabunu da markette görüp tesadüfen aldıgım bir sabun.

Kullandığım pek çok sabunun aksine bu sabun cildimi kurutmadı hatta nem dengesini korudu. Ilık su ile birlikte cildinize uyguladığınızda sonuçlar normal sabunlara göre oldukça denemeye değerdi. Ladik Kaplıcalarının suyu Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde Gençlik Suyu olarak tanımlanmış. Doğal bir güzellik kaynağı olduğu belirtilmiş, ben de test ettim onayladım :) Hatta öyleki son 2 haftadır kullandığım tüm sabunları bir kenara itip baş köşeye geçti :) 


Denemek isteyenler için iki ayrı çeşidi daha var; Kleopatra ile ünlenen Bergama Kaplıcaları ve dünyada ikinci sıarada yer alan Haymana Kaplıcaları (ki birinci sırada daha sonra Çek Cumhuriyet'i turunda bahsediceğim Karlovy Vary var) . 

Fiyatları da gayet uygun. Marketlerden 2-3TL arası bir fiyata satın alabilirsiniz. 

2 Haziran 2011 Perşembe

Gez(g)i(n) Yorum; Budapeşte/ Macaristan

Uzun gezimizin ilk durağı Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ydi.Orta Avrupa'nın öksüz çocuğu olarak adlandırılan bu şehir ilk bakışta insanı büyülüyor ama sonrasında Viyana,Prag ve bahsedeceğim diğer şehirleri görünce neden böyle dendiğini anlıyorsunuz.İçinden tarih ve sanat fışkıran bu şehir malesef Viyana ve Prag'ın gölgesinde kalıyor.


İlk durağımız Hösök Tere yani Kahramanlar Meydanı.Burada Macaristan'ın önemli komutanlarının heykelleri var  , ilk resimde yükselen uzun heykeldeki ise Cebrail'e ait.Heykeller o kadar göz alıcıki hangisine bakacağınızı şaşırıyorsunuz.Andrassy Caddesi sonunda yer alan bu büyük meydanın karşı tarafında ise Güzel Sanatlar Müzesi var.

İlk Macar Kralı Istvan'dana dını alan Aziz Istvan Katedrali ( Almanlar kendisine Saint Stephan diyorlarmış)  
 
Şehir Barok, Rönesans,Klasik gibi farklı dönemlere ait pek çok yapıyı barındırıyor.Otobüsle panaromik turu yaparken ben de elimde fotoğraf makinesi ile sürekli fotoğraf çekiyorum :) Şehrin büyüsüne kapılmamak elde değil. Bunun yanı sıra rehberimiz şöyle bir açıklamaya yapıyor buraya gelen Türk erkekler "Saatte Nacar, kız da Macar" diyorlarmış  ki sonuna kadar haklılar kızlar peri gibi güzel! Erkekler süper yakışıklı! Allah  Slav ırkına biraz iltimas geçmiş gibi görünüyor :)

Şehir Buda ve Peşte olarak ikiye ayrılıyor, Buda tarihi kısım iken Peşte daha modern . Buda ve Peşte'yi Tuna Nehri birbirinden ayırıyor. Tuna'nın ayırdığı Buda ve Peşte'yi birbirine bağlayan 7 tane köprü var.Buda'da mı Peşte'de mi olduğunuzu anlamanın yolu şu ; eğer bulunduğunuz bölge dağlıksa,yüksekse, her yanınızda tepeler varsa Buda'dasınız, ama eğer düzlük biryerdeyseniz orası Peşte.


 Bulunduğumuz dönem Orta Avrupa için en uygun dönemmiş.Hava gayet güzeldi ki Orta Avrupa için mevsim normalleri dışında bir durummuş, genelde hava bir yağmurlu bir güneşli olurmuş. Neyseki biz şanslıydık Tuna kıyılarının  tadını güneşle birlikte çıkarttık.

 Budapeşte'ye gelmeden sıkça methini duyduğumuz Sabit Pazar'a hediyelik bakmak için gittik. Öncelikle belirtmeliyimki eğer tüm gün Budapeşte'yi gezdiyseniz ve akşama da alışveriş yapmak istiyorsanız  elinizi çabuk tutmalısınız çünkü Türkiyedekinin aksine bu ülkede heryer saat 18.00'de kapanıyor :) Sabit Pazar da öyle.Biraz sinir bozucu bir durum , akşam 6'den sonra açık hiçbir yer bulamıyorsunuz! Yukarıdaki Matruşkalar Sabit Pazar'ın ikinci katındaki hediyelik bölümden . Ben Matruşkaların Rus'lara ait olduğunu düşünürdüm meğer Slavikmiş yani tüm Slav halklarına özgüymüş.
 Sabit Pazar'ın birinci katında sebze,meyve ve et çeşitleri var.Genelde domuz ürünleri sergileniyor. Şekerlemeler , Türkiye'de bulunmayan meyveler de var. Üst katta çeşitli el işlerini bulmak mümkün, ama bence Türkiye'de çok daha güzelleri var :)


Biz en çok bu bebekleri sevdik. Hem kendi evimize hem de sevdiklerimize bu bebeklerden aldık. Resimdekiler kutu , bunun dışında açacak,tirbüşon ve kaşık setli olanları var Fiyatları 1000 Fiorint. 1 Euro yaklaşık 250 Fiorinte denk geliyor.

Şehrin şahane bir tarihi dokusu var.Bunun yanında ikinci resimde görüldüğü gibi Sosyalizm döneminden kalma tek tip sosyal konutlar da mevcut.Bu konutların tek düzeliği şehrin masalsı havasına zarar vermeye yetmiyor, çünkü şehrin neresine baksanız ayrı bir tarih ayrı bir büyüleyici yapı çıkıyor.

İlk resimdekiler yine Macar bebekleri. El yapımı olduklarından olsa gerek fiyatları epey yüksek.İkinci resimde ise turistlerden en çok talep gören meşhur Macar gömlekleri var. Sabit pazarda kilerin aklitesi düşüktü , kaliteli olanların ise fiyatları el yakacak cinstendi.






Tuna'nın üzerindeki nefis köprülerle ilgili daha güzel fotoğraflar paylaşmak isterdim ama pek çoğunda ben veya ailem olduğundan bunları paylaşabiliyorum :) Biz Peşte tarafında kaldığımızdan Buda'ya geçmek için sık sık meşhur Elizabeth Köprüsünü kullandık. Bunun dışında Tuna üzerinde yapılan ilk asma köprü olan ve her iki yanında aslan heykeli bulunan Zincirli Köprü  benim favorimdi.
 Bunlar dışında Buda tarafında gördüğümüz ama resim çekemediğim Türklerle yakından ilgili mekanlar vardı . Birisi Gül Baba Türbesi. Gül Baba Kanuni Sultan Süleyman'ın isteği üzerine Budin seferine katılmış , fetih sonrası da buraya yerleşmiş.Macarlar tarafından çok sevilen Gül Baba kavuğunun üzerinde taşıdığı gülden ismini almış.Bir diğer yer ise Türk Hamamları. Yüzyıllarca Osmanlı ile içli dışlı olmuş bu devlet bünyesinde Türklere ait pek çok iz taşıyor.Hatta Török Utca (Türk Caddesi) bile var ! Türkçe ile ortak kullanılan pek çok sözcük mevcut. Halkı Türkleri seviyor dahası satıcıların bir kısmı size fiyatları Türkçe söyleyerek veya "Merhaba" diyerek jest yapıyor :) 

Ülkede fiyatlar genel olarak uygun. 2004'te AB üyesi olan bu şirin ülke Euro kullanan üye ülkelerin aksine  size Türk parasına konvert edildiğinde  rahat bir alışveriş sağlıyor. Dersenizki ben kendime kıyafet alıcam, işte orda durun! Bu süpersonik güzellikteki Slavlar moda konusunda bence sınıfta kalıyorlar.Özellikle Peşte'de pek çok mağazada 90'lardan kalma demode kıyafetleri gördüğümde Avrupa'da olduğuma inanasım gelmedi.Yerel dükkanlar dışında H&M, Zara , Mango gibi tanıdık markalar var ama  gelip aynı ürünleri burdan almanız da mümkünken o kadar yolu taşımaya değiceğini düşünmüyorum.

EDIT : İnsan ne kadar gezse de fotoğraf yakalıyım video çekiyim derken rehberin dediklerini kaçırıyor ve mekanların ismini unutuyormuş,yaşadım gördüm :) Çektiğim videoları izlemeye başladım , rehberimizin sesi arkadan geliyor, nere neredir özelliği nedir  , o nedenle arada bir resimlerin altına edit yapıp nereler oldugunu ekliyorum :)

1 Haziran 2011 Çarşamba

YSIYS is back in town!

Herkese tekrar merhabalar :) Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından yine,yeniden Ankara'dayım. Süper resimler ve anılarla geri döndüm , gezdiğim tüm şehirler için ayrı ayrı detaylı , bol fotoğraflı, bilgilendirici postlar hazırlayacağım ama bugün pert olma derecesinde yorgun olduğumdan favori resimlerimden bazılarını paylaşmakla yetiniyorum.Gerisi yol yorgunluğumu attığımda.. :) 



Budapeşte/MACARİSTAN


Bratislava /SLOVAKYA

Mayerling/AVUSTURYA 
Baden/AVUSTURYA 


Viyana/AVUSTURYA

Prag / ÇEK CUMHURİYETİ



Karlovy Vary / ÇEK CUMHURİYETİ 

Bu resimler ile gelicek postların ip uçlarını vermiş oldum :) Sanırım bloğum bir süre seyahat yazıları bloğu halini alıcak ! Geziğim yerleri sizlerle en kısa sürede paylaşmak için sabırsızlanıyorum !

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Daha Ucuz Alternatifi / Chanel 505

Bugün gitmeden son bir kaç şey almak için Watson'sa uğradım. Bu arada sepete bir kaç tane de tırnak ürünü atmaktan kendimi alamadım :) Flormar'ın "No more break" tırnak güçlendiricisini aldım(çünkü tırnaklarım son zamanlarda katmanlarına ayrılmaya başladı!). Oje olarak da gözüme Golden Rose'un yeni serisi Fantastic Color'lar çarptı .

Chanel'in meşhur 505'ine tıpatıp benzeyen 2 renk ojesini aldım. Elbette fiyat olarak "kesinlikle" daha ucuz alternatifi :) Watson'sta satış fiyatı 2.99TL .

Ojelerin rengini görmeniz açısından fotograf çekmeyi çok isterdim ama bu giderayak aceleyle hazırlanmış bir post olduğu için malesef çekemedim. Her nasılsa nette de bulamadım! Ama katalogda yer alan haliyle gösterebilirim :)


173 numara koyu kahverengi gibi dursa da aslında rengi Chanel 505'e daha çok benziyor şişede ve tırnakta . Döndükten sonra bu postu editleyip hem rengini hem de tırnaktaki duruşunu sizlerle paylaşırım , bu biraz aceleye geldi :)

Şimdilik hoşçakalın diyorum , haftaya görüşmek üzere :)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...